polis
Mart 1, 2007
“sadece gerçeklerle yetinen insanları anlamıyorum”
kurt vonnegut jr.
benim ah muhsin ünlü diye bildiğim, gidiyorum bu isimli garip şiirlerle dolu bir kitaba sahip onur ünlü‘nün yapıp yönettiği polis; haluk bilginer‘in canlandırdığı kilolu ve sakallı dede görünüşlü ama süper kahraman kılıklı, sık sık orijinal hikayeler anlatıp ekşi sözlükte “polis aforizmaları” başlığı altına yazılabilecek laflar eden musa rami ile, zamanı ve mekanı izleyiciyi hangisi gerçek hangisi değil ikilemine sokacak biçimde düzensiz kurgusu ile, gerçek olamayacak kadar uçuk diğer karakterleri (gerçek olabilecek tek karakter özgü namaldı galiba) ve tabi ki, nasıl unuturum, hiç beklenmedik bir anda bitivermesi ile rüya gibi bir film..
masal gibi dinleyip, rüya gibi takip ediyor ama müdahale edemediğiniz, olayın akışını değiştiremediğiniz ve gördüklerinize pek anlam veremediğiniz için sonunda küçük bir şaşkınlık yaşıyorsunuz. perde kararıp güzel bir müzik eşliğinde filmde emeği olan isimler akmaya başladığında “hayır bi yanlışlık olmalı, bi sahne daha olacak” diyecek kadar şaşırıyorsunuz. “ama güzeldi bence” ler takip ediyor. “farklı bir film, sevdim ben” diye bitiyor.
polis daha önce yabancı örneklerini gördüğüm, kara komedi olarak tanımlayabileceğim, hammaddesi espri yaptıkları için değil kendiliklerinden komik karakterler oldukları için güldüren kötü adamlar olan, hızlı ve karmaşık kurgularla bir sürü olayın çorba haline getirildiği, “bu kimdi neydi noluyodu” derken sonu geliveren, snatch, lock stock and two smoking barrels ve usual suspects gibi bir film olmak istemiş. olmuş mu? tam değil. çorbanın malzemesi biraz az kalmış. kurgu yeterince hızlı olmadığı, yani çorba yavaş karıştırıldığı içi dibi yanmış.
ama olsundu. güzel film olmuş. daha önce bir eleştirisinde okuduğum ve benim de dikkatimi çeken, “niye böyle yapmışlar acaba, bilinçli olabilir mi” diye düşündüğüm netlik sorunu, abartılı alan derinliği kullanımı gibi olası teknik sorunları da görmezden geliyor, polis filmini onur ünlü’nün ilk filmi olması ve türk sinemasında türünün ilk örneği olması nedeniyle sevdiğimi söylemek istiyorum.
evet sevdim..
peki abi “şiddete meyyal” misin? eğer öyleysen dertten mi? :p
abi bırak bunları da migros kalesinde ne yedin kazıktan başka :)
abilerim, ablalarım. bırakın ya :p
kazık yemediğim için şiddete meyyal değilim. biletleri kuzen aldı yemeği abim ödedi. ben blog yazdım. budur olay :))
sadece gerçeklerle yetinmeye çalışıyorum, olmuyor. hayal kuruyorum, abin karşı çıkıyor (bi miktar haklı). rüya görüyorum belki, ama hatırlamıyorum. bazen hatırlıyorum, ama onlar da gerçekleşmiyor. sanırım ben de anlaşılamıyorum :)
yemin etmeyim ama şiddete meyyalim: dertten!
film tadında bir hayat sürüyorsun sen de o zaman :))
ne filmi?
komedi, korku, dram, polisfilmi? :)