yüzdokuz
Şubat 16, 2007
revolver sanırım henüz türkiyede vizyona girmemiş, bir gün girecekse ne isimle gireceğini bilmediğim, daha önce snatch ve lock stock and two smoking barrels isimli filmlerini izlemiş olduğumdan “bunları beğenen bunu da beğenir” mantığıyla nokta atışı yaparak bulduğum bir guy ritchie filmi.
kafası karışık kötü adamların kestikleri raconlar ve havada uçuşan mermilerle hareket kazanan filmde guy ritchie’nin diğer filmlerinde olduğu gibi yine bir sürü karakter çorba gibi karıştırıldığı için takip etmesi zor oluyor. böyle olduğunu bilince de işi baştan sıkı tutup aşırı dikkatli izlemek gerekiyor ki altyazı kaçıyor. british aksanı da çorbanın tuzu biberi tabi.
snatch’in turkish isimli karakteri, gönüllerin fahri türk vatandaşı jason statham uzun saçlı ve şekilli sakallarıyla jake green isimli bir karakter halinde görünüyor ve onun da kafası müthiş karışık. o kadar ki girdiği hallere bakıp üzülmemek elde değil.
kötü adamların kafısı öyle karışık ki yaşananlara bir anlam vermek, karakterleri oturtup kesin yargılara varmak mümkün olmuyor. kim kim karışınca anlamadan izleyip gidiyorsunuz. dikkati verip tekrar izlemek lazım. belki de güzeldir. ekşi sözlükte hakkında yazılan süper film yorumlarını okuyunca kendimden kuşku ettim.
kendimden kuşku ettim diyince; the painted veil filmi için de çok ağır konuşmuş olabilirim. elbet sevenler olacaktır. filmin türkiyede hiç hasılat yapamamasının sorumlusu olmak istemem. zaten kaç seferdir izlediğim filmleri beğenmiyorum. “yoksa film beğenme yeteneğimi mi kaybettim, bundan sonra hiçbir filmi fight club tadında izleyemeyecek miyim, aman allahım” havalarındayım.
ama şükür birinci derece bağımlı bir lost izleyicisiyim ve her bölümü sabırsızlanarak bekliyor, türkçe altyazının çıkmasını bekleyemeden izliyorum. üç aylık tatilin ardından gelen iki yoğun içerikli bölümüyle bir sürü şey öğrendim (yakında merak edecek bişey kalmayacak diye korkuyorum). zaman kırılması, paralel evrenler gibi konulara değinmesiyle ilgimi daha fena çekmesiyle de gelecek bölümlerine göstereceğim ilgimi garantiledi. kimse izlemese ben izlerim.
ııı şimdi sacid kafam karıştı türkiyeye hala gelmemiş olmasına üzülmeli miyiz yoksa üzülmemeli miyiz.. :P
kesinlikle üzülmemeliyiz, değmez :)
sacid dostum dünden beri sürekli zaman kırılması diyorsun, paralel evrenler diyorsun. ikinci kez izledim dün gece, duramadı deli esra, desmond’un hatrı olmasa gece 1de tekrar izler miydi bilmem:p neyse,geçen tek laf: time travel.
:))
benzer bi tepkiyi bugün kuzen de verdi. ona da aynılarını söyledim büyük bir heyecanla. “kendimi kötü hissettim ya neler anlatıyon” gibi bişey dedi :) benim yorumum bunlar. heralde dizide tek tek anlatıcak diil :p
muharrem’in filmleri beğenmemesinin nedeni benim yorumlarından yoksun olarak seyir yapmasındandır.
doğrudur, olabilir :)