yüzyedi

Şubat 13, 2007

doğadan markasına sahip bitki ve meyve (ne farkları var emin değilim) çaylarını sık sık içiyorum. normal, bildiğimiz çay (ki o da bir bitki çayı aslında) birden fazla kişinin bulunduğu ortamlarda muhabbet eşliğinde içilirmiş gibi düşünmem yüzünden yalnız olduğum zamanlardan böyle arayışlara giriyor, bazen de buluyorum.

bu bulduklarımdan bir tanesi de mandalina portakal aromalı olan meyve çayı. an itibariyle annemin masama koyduğu ve üzerinden buharı çıkmaya devam edecek sıcaklıktaki tylol hot görünümlü içeceğin tadında ise bir nebze limonatalık var (oralet miydi yoksa? sıcak olanından işte). kokusunu tam olarak hatırlamıyorum, biraz soğusun bardağı tutabileyim o zaman söylerim.

aslında ben bunu yazmayıp bu eşsiz lezzeti kendime saklayacaktım ama ali usta “portakallı mandalinalı çay / bununla tarihe geçebilirsin / farkındasın di mi abi / onlar böyle bişeyi icad ederek geçmişler tarihe / sende bu hatada ısrarcı olmakla geçecen” diyerek gaza gelmemi sağladı ve işte bu satırlar ortaya çıktı. bu arada çayı kokladım tylol hot gibi kokuyor. bir de yudum aldım tylol hot gibi aynı. limonata tanımlamamı unutun ok?

kız ararken’i okumak için ara verdiğim siz adamı ölmekten güldürürsünüz isimli kitabı bugün bitirdim. eski (hala yazıyor mu araştırmış değilim gerçi) gerçek hayat yazarı mine sota’nın sanırım orda yayınlanan yazılarının toplandığı bir kitap bu. zira ilk yazısını (salik sa bina) dergiden okuduğumu ansır gibiyim.

içindeki kısa kısa hikayelerden bazılarında çok komik dialoglar içeren kitabın bazı hikayeleri ise olacak o kadar’ı aratmayarak gıcık ediyor. sonunda toplumsal mesajlar veren tebessüm dahi ettirememiş hikayelerin sonuna geldiğinde isyan etmeden duramıyor insan. bir de farklı zamanlarda yazılmış yazıların toplanmasıyla meydana geldiği için bir konu bütünlüğünün felan olmayışını ele alınca keyfiniz yerinde değilse güldürmüyor. ama atalarımız yiğidi öldür hakkını ver demişler ya; öldürdüğüme göre hakkını da veriyim. her ne kadar beklediğimden basit olsa da bazı hikayelerde baya güldüm.

bir de şunu diyip öyle gidiyim. bundan böyle burada daha sık film yorumu okuyacaksınız. ali usta saolsun..

8 Yanıt “yüzyedi”

  1. hepatitze demiş

    yazarı gerçek hayat’tan takip ederdim. hala yazıyor edebilirim aslında. ama dergiyi takip etmiyorum.
    kitabın başlarındaki hikayelerde sık sık kendimi güler vaziyette buldum doğrusu. günlük hayatta sıkça geçen konularda (bürokrasi, evlilik) komik dialoglar yazmış. ama sonralara doğru baya sabır zorladığını düşünüyorum. son 15 sayfasını okumadım ben mesela. yok hiç utanmıyorum bundan : )

  2. sac demiş

    “süper ya jo abim gülmekten yerlere yatıyo” diyerek bana okuttuğun kitabı kendin sonuna kadar okumuş değilsin öyle mi? doğru mu okudum? :)

    bu yazılardan iyi bir blog olur bence. kitap için biraz hafif kalıyor. bunlardan kitap olursa 029ur’unkilerden kesin kitap olur. alırım da yani :)

  3. hepatitze demiş

    jo abimin gülmekten yere yatmasını niteleyen bir süper durum vardı belki ortada. geçmiş zaman şimdi hatırlayamadım (oh olmuş)

  4. sac demiş

    hayır yanlış anlama seni değil jo abiyi suçluyorum. kendisinin kitap zevkinden ve mizah anlayışından ciddi ciddi şüphe duymaya başladım. en süper fıkrayı anlatsa gülmem artık. kardeşin olması nedeniyle sen de kendine bi pay çıkar bu dediklerimden :p

  5. hepatitze demiş

    onca oku dediklerimi okumayıp, az gülelim mantığıyla kitap alırsan olacağı bu :) daha yazıcaktım da uykum geldi. iyi geceler. saol sana da.

  6. sac demiş

    hahayt okumamışım. sur kenti hikayeleri dedin okudum. siz adamı ölmekten güldürürsünüz dedin okudum. bundan sonra dediğin kitabı okur muyum bilmiyorum :p

    sana da iyi geceler. bu kadar yazdığını gördüm ya gam yemem :p

  7. sezerre demiş

    hocam diyorum ki; bi yere kadar gülelim eğlenelim kitap okurken de birazcık da düşünelim zorlayalım anlamak adına… bi denesen olmaz mı :)

  8. sac demiş

    hocam hep klasik hep klasik olmaz ki ya. rus edebiyatını bitirmişim ben, bazı yerlerini çift dikiş yapmışım. azıcık da gülelim. hem senin gibi hiç okumamak yerine basit kitap okuyalım ne var. noldu necip fazıl külliyatını okuyacaktın sen? birinci kitapta kaldın galiba :)

Yorum Yapın